
Istanbula geldigimi duyan arkadaslar bulusma heyecani ile birlikte hemen bir gezi programi hazirligina girerler. Maksat beni gezdirmek ve guzel mekanlarda hosca sohbet edebilmek.
Geldigimin ilk cumartesi arkadaslarla uzun bir gun gecirmistik. Nereye gidelim, karnimiz acikti mi ne edelim diye konusurken hemen Arnavutkoye gidelim diye karar alindi. Daha onceki gelisimde de vardi planda ama nasip olmamisti.
Gazi Osmanpasa'daki Arnavutkoy'un cok tavsiye edilen ve botantik (super bir doga, manzarali) bir mekani var. Lokum gibi agzinda eriyen taze kuzu eti yemek isteyenlerin adresi. Istanbul'un gurultusunden kacis, baska bir Istanbula... Bu yerin adi Kastamonulu Kuyu Kebabi.
Fazla et sevenlerden degilim ama guzel bir sofra bizim icin hazirlanirken et kokusu, ortamin guzelligi istahimi acti. Bayagi acikmisiz ki hemen gelir gelmez ne varsa yenildi :))) birde kopuklu ayranin tadi da ayri bir hostu...
Simdi olay bir tek et ile bitmiyor.... Peri masallari gibi bir manzaraya bakarak ve sevdigin arkadaslarinla bir olmanin tadi superrrrrrrr...
En son cayimiz geldi. Cep teli ile dayanamayip cayimin ve manzaranin resmini cektim. Gunun anisi olarak harika bir resim oldu.
Sohbetimiz bitmedi... Doyamadik, uzun suren hasretlikten dolayi... Ve arabaya atlayip dogruca baska mekanlara gectik... Namazlarimizi ihya edebilecegimiz ve kalbimize feyz tohumlarini atabilecegimiz bir mekan: Sahabelerden Hz. Cabir. r.a.
En son durak olarakta bebek taraflarinda sahil kenari bogaza bakan bir mekanda caylarimizi yudumlamaya devam ettik... O gun cok guzeldi... Arkadaslara tesekkur ediyorum...
MEDINEM